Benim adım Nisa. On yedi yaşındayım. Ankaralıyım. Ben bir
genç kızım. Öğrenciyim. Ablayım. Kiminin kuzeni, kiminin yeğeni, kiminin
arkadaşıyım. Yedi milyar eşsiz insandan sadece biriyim. Hem herkes gibiyim hem
de hiç kimse. Ben her şeyim. Ben hiçbir şeyim. Ben senim. Ben evrenim.
Evrende bulunan hiçbir varlık bir diğerine benzemez. Tıpkı
benim gibi, sizin gibi. Gerek görünüş gerek davranış olsun hepimiz bambaşkayız.
Özeliz ve bizi biz yapan bu ; yani farklılıklarımız. Seçimlerimiz farklı,
düşüncelerimiz, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz. Aynı dünyanın farklı
insanlarıyız ve ben bu kadar farklı bir dünya da yaşadığım için çok mutluyum.
Bir tablonun farklı renkleri gibiyiz. Uyumlu ve beraber. Ben de kendimle
beraber diğer bütün renkleri kucaklıyorum. Hepsini ayrı ayrı seviyor ve saygı
duyuyorum. Yaşamanın da özü de bu değil midir zaten?
İnsanoğlu evrene ilk ayak bastığından beri dünyadaki yerini
sorgulamıştır. Araştırmış, düşünmüş ve bulgularını gelecek nesillerle
paylaşmıştır. Neden buradayız? İnsanın dünyadaki yeri nelerdir? Hayatın amacı, özü
nedir? Bir çok soru bir çok düşünceyi de
beraberinde getirmiştir ve insanlar sırf bu soruların cevabını bulabilmek için
uzaya çıkmış, derin denizlere dalmış, kütüphaneler kurmuş. Herkes kendi
cevabını , kendi yöntemiyle aramış.
Kimisi bulmuş, kimisi bulamamış. Ben de diyorum ki belki hayatın amacı budur:
hayatın amacını aramak. Bulun veya bulamayın.
Ben, kendi amacımı kendi yöntemimle arıyorum. Yeni icat
edilmiş bir makineyi ilk defa inceleyen bir bilim adamı heyecanıyla kendimi
keşfediyorum. Keşfettikçe amacıma daha çok yaklaşıyorum sanki.
Sen kimsin? Diye soruyorum sürekli kendime. Aziz Nesin’in
dediği gibi, sen nesin? Sonra cevap veriyorum: olduğum kişiyim, ne bir eksik,
ne bir fazla. Bu fikirlerin sahibiyim, bu hayatın.
Herkes gibi benim hayallerim, hedeflerim var. Dünyaya
yararlı bir şeyler yapmak , mutlu olmak istiyorum. İşte bu benim. Peki ya sen
kimsin?
" Bana yağmuru anlatma, yağ" -Victor Hugo
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder