Her zaman yaşıtım kızlardan farklı olmuşumdur. Gerek tarzım,
gerek kararlarım açısından hep kümenin dışında kaldım. Ortaokuldayken çoğu kız
dış görünüşüne dikkat etmeye başlamıştı. Hafiften makyaj yapmış, saçlarını düzleştirmişlerdi.
Ben ise yaşıtlarımın ikinci plana attığı şeyle kafayı bozmuştum: zekayla…
sürekli daha zeki olmaya - en azından öyle görünmeye - çalışmıştım. Sürekli zeka
geliştirme yollarını araştırmıştım. Sık sık IQ testleri yapıyordum ve sonuç
normal bile çıksa moralim bozuluyor, bunu şahsıma yapılmış bir hakaret olarak
görüyordum.
Yine ortaokuldayken bir kız arkadaşım vardı. Çok zeki ve
çalışkandı.- ne kadar özendiğimi tahmin edersiniz- bir gün sohbet ederken konu Beethoven
etkisine geldi. Tabii o zamanlar bu etkinin adını bilmiyorduk. Arkadaşım “
annem bana hamileyken bana klasik müzik dinletmiş.” tarzı bir cümle kurdu. Doğal olarak da ben de suçu anneme attım. Hatta
eve gidince neden ben küçükken bana klasik müzik dinletmedin diye kızmıştım. Elbette,
annem bunu komik bulmuş,gülüp geçmişti ancak ben gayet ciddiydim. Bir ara
herkesin çocuğuna klasik müzik dinleterek sırf zeki olsun diye işkence
edilmesinin bilim adamlarınca son verilmesi keyfimi yerine getirmişti doğrusu. Yani
anne karnında klasik müzik dinletmek çocuğunuzu dahi yapmıyor. fakat korkmayın zeki olmak için çok geç değil çünkü bu doğru bilinen yanlışın küçük bir
kısmı doğru. Hem bunun için anne karnında da olmanız gerekmiyor. Yapılan deneyler
sonucunda müzik dinlemek- Beethoven şart değil- kısa süreliğine-buraya dikkat-
bilişsel zekanızı (IQ) arttırıyor. Böylece müzik dinlemenin büyüsü kanıtlanmış
oluyor.
Bu olaydan yıllar sonra internetde Einstein’ın meşhur bir sözüne
denk geldim “aslında herkes dahidir.” İlk başlarda bu söz garibime gitmişti. Madem
herkes dahiyse neden IQ testleri yapılıyor? Bu ve bunun gibi sorular beni
düşünmeye sevk etti ve bu sefer cümlenin tamamını inceledim: “Aslında herkes
dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız,
tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.” Bu sözü mutlaka
duymuşsunuzdur. Ben de bu sözün üzerine uzunca bir süre düşündüm ve sonunda bir
sonuca vardım. Herkes kendi alanında dahi idi. Ve Einstein yine haklıydı. Demek
istediğim dünyadaki her bir insanın benzersiz olması gibi bu insanların
kabiliyetleri ve potansiyelleri de farklıydı. Hepsi kendilerine özel dahilerdi.
Hepsinin dünya üzerinde bir amacı vardı ve sadece kendilerine özel yeteneklerle
donatılmışlardı. Einstein bir dahiydi, Picasso da öyle, Beethoven da… hepsi
kendi alanlarında mucizeler yaratmışlardı. Beethoven tutup da fizik teorileri
üretmeye çalışmamıştı. Ki bu da eğitim sistemimizin ne kadar yanlış olduğunu
gösteriyor. Ama bunu sizin takdirinize bırakıyorum. İstediğiniz şekilde
eleştirin.
Şimdi “konu Beethoven dan buraya nasıl geldi?” diyeceksiniz ama
bu naçizane yazımın amacı sizlere potansiyelinizi keşfettirmek. Hepimiz eşsiz
ve özel varlıklarız. Elbette kusurlarımız var.kimin yok ki. Ancak bizi özel yapan bu
kusurlarımızla beraber donatıldığımız yeteneklerimiz. Böyle binlerce kombinasyondan
oluşuyoruz. İşin özel yanı da bu; İyi yanlarımız da, kötü yanlarımız da bize
özel. Önemli olan bunu nasıl kullandığımız. Artık kötü yanlarınızı gördüğünüz
kadar iyi yanlarınızı da görmeyi öğrenmelisiniz ancak o zaman kim olduğunuzu
öğrenirsiniz çünkü. Kendinizi keşfedin. Potansiyelinizi,sınırlarınızı görün.onlarla
barışık olun, kısaca “kendinizi” olduğunuz gibi kucaklayın. Beni soracak
olursanız, zeki olma takıntımı atlattım. Ortalama bir zekam var ve kendimi
bununla seviyorum çünkü ben de kendi alanımda bir dahiyim. Hala kendimi
keşfetmekle meşgulüm ve keşfettikçe de özümü öğrenmeye bir adım daha
yaklaşıyorum. Umarım siz de kendinizi tanıma fırsatına erişirsiniz.
“Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.”-Einstein
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder