Translate

5 Eylül 2016 Pazartesi

"Aslında Herkes Dahidir"

Her zaman yaşıtım kızlardan farklı olmuşumdur. Gerek tarzım, gerek kararlarım açısından hep kümenin dışında kaldım. Ortaokuldayken çoğu kız dış görünüşüne dikkat etmeye başlamıştı. Hafiften makyaj yapmış, saçlarını düzleştirmişlerdi. Ben ise yaşıtlarımın ikinci plana attığı şeyle kafayı bozmuştum: zekayla… sürekli daha zeki olmaya -­ en azından öyle görünmeye - çalışmıştım. Sürekli zeka geliştirme yollarını araştırmıştım. Sık sık IQ testleri yapıyordum ve sonuç normal bile çıksa moralim bozuluyor, bunu şahsıma yapılmış bir hakaret olarak görüyordum.
Yine ortaokuldayken bir kız arkadaşım vardı. Çok zeki ve çalışkandı.- ne kadar özendiğimi tahmin edersiniz- bir gün sohbet ederken konu Beethoven etkisine geldi. Tabii o zamanlar bu etkinin adını bilmiyorduk. Arkadaşım “ annem bana hamileyken bana klasik müzik dinletmiş.” tarzı bir cümle kurdu.  Doğal olarak da ben de suçu anneme attım. Hatta eve gidince neden ben küçükken bana klasik müzik dinletmedin diye kızmıştım. Elbette, annem bunu komik bulmuş,gülüp geçmişti ancak ben gayet ciddiydim. Bir ara herkesin çocuğuna klasik müzik dinleterek sırf zeki olsun diye işkence edilmesinin bilim adamlarınca son verilmesi keyfimi yerine getirmişti doğrusu. Yani anne karnında klasik müzik dinletmek çocuğunuzu dahi yapmıyor. fakat korkmayın zeki olmak için çok geç değil çünkü bu doğru bilinen yanlışın küçük bir kısmı doğru. Hem bunun için anne karnında da olmanız gerekmiyor. Yapılan deneyler sonucunda müzik dinlemek- Beethoven şart değil- kısa süreliğine-buraya dikkat- bilişsel zekanızı (IQ) arttırıyor. Böylece müzik dinlemenin büyüsü kanıtlanmış oluyor.
Bu olaydan yıllar sonra internetde Einstein’ın meşhur bir sözüne denk geldim “aslında herkes dahidir.” İlk başlarda bu söz garibime gitmişti. Madem herkes dahiyse neden IQ testleri yapılıyor? Bu ve bunun gibi sorular beni düşünmeye sevk etti ve bu sefer cümlenin tamamını inceledim: “Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.” Bu sözü mutlaka duymuşsunuzdur. Ben de bu sözün üzerine uzunca bir süre düşündüm ve sonunda bir sonuca vardım. Herkes kendi alanında dahi idi. Ve Einstein yine haklıydı. Demek istediğim dünyadaki her bir insanın benzersiz olması gibi bu insanların kabiliyetleri ve potansiyelleri de farklıydı. Hepsi kendilerine özel dahilerdi. Hepsinin dünya üzerinde bir amacı vardı ve sadece kendilerine özel yeteneklerle donatılmışlardı. Einstein bir dahiydi, Picasso da öyle, Beethoven da… hepsi kendi alanlarında mucizeler yaratmışlardı. Beethoven tutup da fizik teorileri üretmeye çalışmamıştı. Ki bu da eğitim sistemimizin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor. Ama bunu sizin takdirinize bırakıyorum. İstediğiniz şekilde eleştirin.

Şimdi “konu Beethoven dan buraya nasıl geldi?” diyeceksiniz ama bu naçizane yazımın amacı sizlere potansiyelinizi keşfettirmek. Hepimiz eşsiz ve özel varlıklarız. Elbette kusurlarımız var.kimin yok ki. Ancak bizi özel yapan bu kusurlarımızla beraber donatıldığımız yeteneklerimiz. Böyle binlerce kombinasyondan oluşuyoruz. İşin özel yanı da bu; İyi yanlarımız da, kötü yanlarımız da bize özel. Önemli olan bunu nasıl kullandığımız. Artık kötü yanlarınızı gördüğünüz kadar iyi yanlarınızı da görmeyi öğrenmelisiniz ancak o zaman kim olduğunuzu öğrenirsiniz çünkü. Kendinizi keşfedin. Potansiyelinizi,sınırlarınızı görün.onlarla barışık olun, kısaca “kendinizi” olduğunuz gibi kucaklayın. Beni soracak olursanız, zeki olma takıntımı atlattım. Ortalama bir zekam var ve kendimi bununla seviyorum çünkü ben de kendi alanımda bir dahiyim. Hala kendimi keşfetmekle meşgulüm ve keşfettikçe de özümü öğrenmeye bir adım daha yaklaşıyorum. Umarım siz de kendinizi tanıma fırsatına erişirsiniz. 
 “Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.”-Einstein

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder