Mutlu olmanın şifresi çocuk kalabilmektir. Çocukça… hür ve
şen.
Çocukluk bir insanın hayatındaki en önemli dönemdir. Şu an
sahip olduğumuz çoğu karakteristik özelliğimiz bu dönemde oluşmuştur çünkü. bizi
biz yapan çocukluğumuzdur.
Çocuklar bu dünyaya ilk geldiklerinde oyun hamuru
gibidirler. El değmemiş,saf ve lekesiz. Onlara şekil veren de bizleriz. İyi
veya kötü yönde onlar bizim eserlerimiz. Sözün özü kötü çocuk yoktur, kötü ebeveyn
vardır.
Her zaman çocukları farklı bir canlı türü gibi görmüşümdür.
Süper insanlar gibi.sanki farklı bir gezegenden gelmişler. Sonsuz bir hayal
gücü, yüksek öğrenme kabiliyeti, merak duygusu, içgüdü, sınırsız sevgi ve daha
nice -yetişkinlerin unuttuğu- özelliklerle donatılmışlardır. Aslında dünyaya
gelen bütün insanlar zamanında “süper insanlar”dı. Ancak sonradan bozuldular.
Büyüdükçe , çocukluklarını unuttular. Artık hiçbir yetişkin nasıl çocuk
olunacağını bilmiyor. Doğal olarak çocuk yetiştirmeyi de.
Bu eşsiz dönem geçtikten sonra yerini yavaş yavaş
yetişkinliğe bırakıyor. Bu geçiş dönemine de biz “ergenlik” diyoruz. Er geç
kapsüllerinden çıkan bu zavallı canlılar ne yazık ki gerçek dünyaya kolay kolay
alışamıyor. Kendi dünyalarının gerçeğiyle uyuşmadığını görmek aldıkları ilk
darbe oluyor tabii. Onları mazur görün. zamanla gerçek dünyaya adapte olan bu
canlıların artık yetişkin olma vakti gelip çatıyor. Yetişkin olmayı yanlış
anlayan ebeveynler doğal olarak bu gençlere de yanlış öğretiyorlar. “artık koca
adam/kız oldun.” Diyerek içlerinde kalan bir parça çocukluğu da bastırıyorlar.
Ve bu talihsiz gençler de yetişkinliği ciddi olmak veya para kazanmak için
çalışmak sanıyorlar. Çocukça davranmak bir aşağılama olarak kullanılıyor. Onlar çocuklarına, çocukları da kendi
çocuklarına yetişkinliği işte böyle yanlış öğretiyor. Belki de bu zinciri kırma vakti gelmiştir
artık.
Bunu en iyi “küçük prens” kitabı anlatır, okuyanlar bilir.
Daha küçücük çocukların hayal dünyası yetişkinlerce baltalanır
“yapma”,”etme”,”şımarma” … çünkü gerçek dünya onları beklemektedir ve orada
çocukluğa yer yoktur(!). pastel boyaları bir kenara bırakıp nasıl fatura
ödeneceğini öğrenmeleri gerekiyordur. Pastel boyalarla faturalar yan yana
duramaz.
Hayat zordur. Eğlenmeye vakit bulamazsınız çünkü para
kazanmak için çalışıp duruyorsunuzdur. Çocuğunuza vakit ayıramıyorsunuzdur
çünkü faturaları ödemeniz gerekmektedir. Bizi buna sistem iter. Ve bu zor
şartlarla baş etmenin tek yolu içinizdeki çocuğu öldürmemektir. Yine para
kazanın, yine fatura ödeyin ama bir çocuk size oyuncak bir fincan verince o
hayali çaydan da bir yudum alın. Çocuk kalmak kötü bir şey değildir ki. Bazen
size hayat veren o içinizdeki çocuktur. bu yüzden ona iyi davranın.
Çocuklar özeldir. Size verilmiş birer emanettir. Hayal
güçlerini baltalamak yerine onları geliştirmelerine izin verin. Bırakın
çocukluklarını doyasıya yaşasınlar. Sorularına sabırla cevap verin, onlarla
oyunlar oynayın, vakit geçirin. Çocuklarla çocuklaşın ve bundan korkmayın.
Çünkü bir çocuktan neler öğreneceğinizi asla bilemezsiniz.
Yazımın sonuna geldim artık. Umarım düşüncelerimi doğru
aktarabilmişimdir. Hep çocuk kalabilmeniz dileğiyle…
Çocuklar galaksi gibidirler. Onları bir kutuya kapatamazsınız. Bırakın boşlukta yayılsınlar.