İlkokulda klasik toplama, çıkarma işlemlerini aşıp daha
karmaşık konulara geçtiğimiz ilk günlerde kendime şunu sordum “Bunları
hayatımın neresinde kullanacağım? Bunlar benim ne işime yarayacak?” Her öğrenci
bu soruyu kedine sormuştur. Tamam, belki toplama çıkarma gündelik hayatımda işe
yarayabilirdi ancak bir trigonometriyi veya karmaşık sayıları iş mülakatında
sormaları çok düşük bir ihtimal. Eğer karşımdaki bir psikopat değil ise… zaten,
genellikle bu tür zor konular özel alanlarda kullanılır. Örneğin: mimarlık, mühendislik,
program yazıcılığı gibi. İşte bu yüzden matematiğin evrendeki yerini çok geç
kavrayabildim. Lise son sınıfta… Tabii bunda matematikle aramın ilkokuldan beri
bozuk olmasının payı olabilir çünkü hiçbir zaman matematiğe kafam basmadı. Ta
ki on ikinci sınıfa geldiğimde evrenin bile bir denklemden meydana geldiğini
öğreninceye kadar. Bu benim matematiğe olan bakışımı tamamen değiştirdi. Evren
koca bir denklemden ibaretti ve her şeyin kendi içinde sistematik birer
denklemi vardı. Matematik hayatla iç içeydi yani. Hayata en yakın olan da
sanırım: Limit.
Limitin temel
mantığını şu şekilde örneklendirebiliriz: bir karınca hayal edin bu
karınca bizim belirlediğimiz iki metrelik bir yol üzerinde yürüsün ve sürekli yolun
yarısını kat etsin. Yani önce yolun yarısı olan bir metreyi sonra kalan yolun
yani bir metrenin yarısını alarak gitsin. Karınca bunu her yaptığında aslında
yolun sonuna hiç ulaşamaz çünkü metreler santimetreye santimetrelerde
mikrometrelere dönüşür. Karınca sona uzaklaştıkça aslında ondan uzaklaşır. En
sonunda karınca ile yolun sonu arasında 0,0000000000… lık bir mesafe kalır.
Yani sonsuz. Biliyorum şimdi bu size mantıksız geliyor olabilir. Sonuçta gerçek
hayatta karınca yolu tamamlar ama matematiksel olarak bu hiçbir zaman
gerçekleşmez. Daha kolay bir örnek vermek istersek 0 ile 1 rakamlarını
düşünelim. bu iki rakam arasında sonsuz sayı vardır. İşte hayat bu…
Hayatı hayat yapan seçimlerimizdir. Gün içinde bile sonsuz tane seçim yapıyoruz.
Sabah uyandığımızda yataktan kalkıp kalmamak bizim seçimimiz, sabah kahvaltıda
ne yiyeceğimiz bizim seçimimiz ve bunun gibi sonsuz tane seçim… Her biri
hayatımızı şekillendiren seçimler. Ne kadar küçük görülseler de her biri çok
değerli. Aralarında bir tanesi bile değişse dünyanın seyrini değiştirecek kadar
da önemli. Dünya bu küçük seçimlerin ihtimaller boyutunda bir araya gelmesiyle
oluşuyor. İşte dünya 0 ile 1 arasında duracak kadar küçük artık. Bu, iki sayı
arasındaki sonsuzluk, sınır içindeki sınırsızlık. Dünya da bundan ibaret. Gözümüzde
büyüttüğümüz her şey, bu kadar küçük seçimlerden oluşuyor anlayacağınız. Şu an
yapacağımız büyük küçük tüm seçimler de geleceği şekillendirecek. Zaten bizi
korkutan da bu değil mi? Ufacık bir seçimin dünyamızı değiştirmesi…
Değişimden korkmamalı insan, aksine onu kucaklamalı. Çünkü sürekli
bir değişim içindeyiz zaten. Bir dakika sonraki siz, siz değilsiniz mesela. Bulunduğunuz
ortam, dünyanın konumu… onlar bile aynı değil artık. Değişim ne kadar ürkütücü
görünse de sizi siz yapar. Fikirlerinizi ,hayatınızı değiştirir. Sizi ileriye
doğru götürür. Sona geldiğinizde ve geriye baktığınızda hayatınızın bu
seçimlerden oluşan değişimlere borçlu olduğunu göreceksiniz.
Sonuçlar ne olursa olsun seçimler sizi geliştirecek ve daha
güçlü kılacak. Seçimlerinizden pişman olmamanız dileğiyle…
Hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıdır.
-Anonim